hiper markette yürüken bir anda durdum. kafamı sağıma çevirip o yüksek ucsuz bucaksız raflara baktım ağzına kadar dolu. hepsi bir çöp yığını gibiydi sadece tüketimden ibaret bir israf yığını. sadece o hiper marketin varlığı bile bana o anda çok ağır gelirken milyarlarca olduğunu bilmek beni yerime çiviledi.yutkunarak bir “özür dilerim” geçti içimden. ondan, burda olduğum için elimdeki alışveriş arabasını tutan ellerin sahibi ben olduğum için özür dilemek istedim nereye bakacağımı bilemeden.
dünyamız…
hepimizin anne ve babası…
bizlerden yaşça çok büyük sonsuz bir saygıyı hak eden ve sınırsız sevgisini tüm çocuklarına armağan etmeye çalışan dünyamız. ama ona layık olamadık, olamıyoruz. kötü evlatlarız cebinden bizim için kazandığı parasını çalan. o ise bizim için üreten çabalayan,. yaptıklarımızı görmezden gelip sevgisiyle bizi büyütmeye uğraşıp didinen dünyamız. av olmayan tek evlatlarıyız, herşeyin bizim olduğu inancıyla kardeşlerimizi bile avlayan. karşılıksız sevgisini sömürmeye hazır bulduğumuz yaşlı dünyamız.bizim için bir denge kurmuştu kendi içinde dönen, oluşumu için yüz yıllar gerektiren ve zincirleri kırılıp çarkları sökülmeden evvel yüz yıllarca dönmeye devam edecek bir denge vardı nefes alabilmemiz için.biz ne yaptık ve yapıyoruz? sizi uyarmaya çalışan kardeşlerinize kulak vermenin zamanı hala gelmedi mi? doğal afetler can alırken bakıyor ve dünyanın bizden öc aldığını düşünecek kadar suçumuzu biliyoruz.
dünya, bizim ona yaptıklarımıza direnip, intikam almayacak kadar çok sevdi sevgisiz, arsız evlatlarını. biz onun bizden öc aldığını düşüncek kadar içimizde büyük bir çöplük barındırırken o sadce yorgun..
elini kolunu bağlayıp ondan medet uman evlatlarına hayat vermeye çalışmaktan yorgun. onu hasta ettik ve dengesini yitirdi yalpalıyor. çok yaşlandırdık onu erkenden. dinlenmesi için fırsat bile vermemek yetmiyor gibi günden güne daha da tepesini biniyoruz.sadece yorgun ve bitkin. nasıl göremiyoruz o biterse birgün artık giderse bizimde biteceğimizi neden anlamak istemiyoruz? elinizi silip bir peçeteyi yere atarken bile onun kemiklerinde büyük kırıklara neden olacak ufak çatlaklar açtığınızı nasıl hissede miyorsunuz? sesiz değilki!gözünüzün önünde can çekişiyor dünya. çok zamanı yok, eğer kendimize çeki düzen vermeyip varını yoğunu almak için arsızca arkasından iş çevirmeyi bırakmaz ve aile olduğumuzu hatırlamazsak bizim içinde zamandan bahsetmek mümkün olmayacak. çok yakınız su satın almak için birbirimizi yiyeceğimiz günlere.
bizden tek beklediği kendisi gibi hepimiz için karşılıksız sevgi. bu dünyada başkalarını düşünmeden sadece kendimiz varmış gibi yaşıyoruz , ama bu yalnızlığa gerçekten ne kadar yakın olduğumuzu hayal edebilseydik bunu yapmayı keserdik.